8 Haziran 2011 Çarşamba

Mutlu bir ilişki için 7 sihirli söz


İlişkinizin başladığı ilk günlerde ki o güzel sözleri duymuyor ve jestleri, hediyeleri almıyor - görmüyor musunuz? Ondan beklediklerinizi, sizde mi yapmıyor sunuz? O halde bir an önce ilişkinizin gidişatına bir el atmalı ve eski günlerde ki mutlu bir ilişkiye sahip olmalısınız Melek'ler

Nasıl mı; buyrun işinizi kolaylaştıracak 7 sihirli söz Melek'lerim
Unutmak yerine önemsememek de diyebiliriz adına. Aklımızdan, “Nasıl olsa onu sevdiğimi biliyor” düşüncesi geçerken, ne gerek var değil mi “Seni seviyorum” demeye! İşte bu, çoğu ilişkide bireylerin düştüğü önemli bir hata!

Oysa sevgimizi belli eden, onu anladığımızı gösteren birkaç sözcüğü, uygun zamanlarda söylemeyi denesek, daha güzel bir ilişki yaratabiliriz.

İlişki ve evlilikleri daha mutlu ve coşkulu yapacak sihirli sözcükler pudra.com’da…
Seni seviyorum



Bu iki sözcüğü işe gitmek için evden ayrılırken, işten eve döndüğünüzde veya gün içinde eşinizle yaptığınız telefon konuşmasının bitiminde bir kez söyleyin. Her evlilik günde en az bir doz bu iki sözcüğe ihtiyaç duyar. Eşinizden fazla söylediğiniz için de üzülmeyin. “Seni seviyorum” diyebilmek kötü bir alışkanlık değil, bir ayrıcalıktır.

Hem düşünsenize, gün içinde ona kızmış ya da darılmış olsanız bile “seni seviyorum” demek, kalbinizin yumuşamasına, onu affetmenize yardımcı olur. Onu kızdıran sizseniz de affedilmek için en doğru yoldur “seni seviyorum” demek.
Özür dilerim



Eşiniz sizden bir şey istemişti ve siz söz verdiğiniz halde yapmayı unuttunuz. Ya da onu üzecek bir söz söylediniz. İşte bu durumda diğer sihirli bir söz olan “özür dilerim” devreye giriyor. Sevdiğiniz insandan özür dilemekten çekinmeyin. Bu sizi küçük duruma düşürmez.

Ancak özür dilerken dikkat etmeniz gereken bir şey var: Özrünüzün yanına bir “ama” eklemeyin. “Özür dilerim, ama…” diye söze girmek, “Aslında özür dilemek istemiyorum” anlamına gelir. Hem kendinizi bu şekilde savunmaya kalkmaktansa, önce özür dileyip, sonra sorunu tatlı bir diyalogla çözmeye çalışmak daha akıllıca değil mi?

Seni anlıyorum
Sağlıklı iletişim kurmak için “seni anlıyorum” diyerek karşınızdakini rahatlatmak, ona yalnız olmadığını hissettirmek, onunla empati kurduğunuzu fark ettirmek gerekir. Düşünün, bir sohbet esnasında eşiniz size “Dün gece hiç uyuyamadım, çok yorgun hissediyorum” dediğinde, ona vereceğiniz cevap, “Ben de yorgunum” olmamalı. Bu, “Ben de aynı şeyi hissediyorum, ama senin gibi şikayet etmiyorum” anlamına gelir. Hem öğüt denilen şey, sadece alınmak istenildiğinde verilmeli, değil mi? Ya da “Geç saatlere kadar oturup televizyon izlersen uyuyamazsın tabii!” gibi bir cevap yerine, sadece “Seni anlıyorum” diyebilmek, iletişiminizi öylesine kolaylaştırır ki…


Haklısın

Tartışmalar, evliliklerde ya da ilişkilerde kaçınılmazdır. Sonu kötü biten kavgaya dönüşmedikçe tabii… Tartışmaları içinden çıkılmaz hale getiren, çoğu zaman “ben haklıyım” savaşına girme çabasıdır. Oysa biraz karşınızdakine de söz hakkı tanımak gerekir. Hiç dinlemeden sürekli kendi fikrini savunmaktansa arada kendinize nefes alacak zaman yaratmak iyi olur. Ona doğru olduğunu düşündüğünüz şeyler söylediğinde “haklısın” diyebilmek, size karşı yumuşamasını sağlayacaktır. Böylece, kırmadan, kırılmadan sağlıklı bir tartışma yürütmüş olursunuz.
Çok güzelsin…



Ya da şirinsin, tatlısın, yakışıklısın, çekicisin, seksisin gibi duruma uyan diğer sözcükler… İlk flört zamanlarında ne çok söyleriz bu sözcükleri, değil mi? Ama zaman geçince sanki eşimizin zaten onun hakkında böyle düşündüğümüzü bildiğini varsayarız. Ya da belki de bu sözcükleri duymaya ihtiyacı olmadığını sanırız. Ama bu sözcükleri kullanma konusunda cimri davranmamak gerekiyor.

Bir kere kadınlar hatırlanmayı, ilgi görmeyi çok severler. Özellikle hamilelik döneminde, doğumdan sonra ve doğum günlerinde… Erkekler ise çekici olduklarının hatırlatılmasından hoşlanırlar. Her ne kadar bunu kabul etmeseler de… Unutmayın; iltifatlar, ilişkiyi geliştirme konusunda bizim hayal edebileceğimizden çok daha fazla işe yarar.
Sana ihtiyacım var


Bu sözü duymak kimin hoşuna gitmez ki! Ama neden sadece yıldönümlerinde ya da doğum günlerinde ona ihtiyaç duyduğumuzu söyleyelim? Ona sadece yılda bir ya da iki kere ihtiyacımız yok, öyle değil mi? Öyleyse bu üç değerli sözcüğü ona daha sık hatırlatmak gerekiyor.

Belki yüksek sesle dile getiremeyebilirsiniz. O zaman küçük bir kağıda not edip yastığının altına, çantasına ya da paltosunun cebine iliştirmeye ne dersiniz? Hem unutmayın, tıpkı kadınların hala çekici olduklarını duymaya ihtiyaçları olduğu gibi, erkekler de eşlerinin kendilerine bağlı olduğunu bilmekten hoşlanırlar.

Teşekkür ederim

Bu sözcüğü gün içinde ne kadar çok kullanıyoruz, değil mi? Marketteki kasiyere, çalışma arkadaşlarımıza, müşterilerimize, telefondaki santrale ve daha pek çoğuna teşekkür etmeden geçmiyoruz. Peki ya sevgilimize ya da eşimize?

Akşam yemeği için, bizim için seçilmiş özel içki için, birlikte geçirilen güzel bir hafta sonu için mesela, kaçımız teşekkür ediyoruz? Yine bu sözü yüksek sesle söylemek kendinizi garip hissetmenizi sağlayacaksa yazmayı deneyin! Belki bir e-posta belki de banyonun aynasına asacağınız bir sticker yoluyla ona teşekkür edin.

Romantik bir gece için 10 öneri

Bu akşam romantik bir gece mi geçirmek istiyor sunuz? O hadle bu 10 önerimizidikkate alın ve gecenizi romantik kılın Melek'ler
Birlikte yemek pişirin
En sevdiğiniz yemeği birlikte pişirin. Göreceksiniz çok eğlenceli olacak. Birlikte hazırlayacağınız yemeği sonra mum ışığı ve romantik müzik eşliğinde yiyebilirsiniz. Yemeği yakarsanız da hiç üzülmeyin. Buna karşı da bir B planınız olsun ve dışarıdan yemek söyleyin. Yemeğinizi yerken yemeği nasıl yaktığınızı konuşup güleceksiniz.
Kumsalda yürüyün
En romantik filmlerin en etkileyici sahneleri kumsalda el ele yürüyüş yapıldığı bölümdür. Bu bir gölkenarı da olabilir. Birlikte yürüken havadan sudan konuşun ve kumlarda birlikte yuvarlanın. Eğerhava yeterince sıcaksa gece yüzmeye gidin ancak dikkatli olun. Kumsal gerçekten çokromantik olabilir.
Dans etmeye gidin
Ufak ve romantik bir gece kulübüne giderek sabaha kadar zaman geçirin. Bütün gün sarılmanızı sağlayacak daha romantik bir şey yoktur.
Yeni birşeyler yapın

Romantizmin güzelliği macerayla iç içe olmasındandır aslında. Romantik bir akşam için daha önce birlikte hiç yapmadığınız bişeyler yapın. Seçtiğiniz bir kasabada herhangi bir restoranma gidin. Daha önce yapmadığınız veya yapmayacağınız birşeyi yapın.
Yıldızları izleyin

Eğer balkonunuz, terasınız varsa birlikte uzanıp yıldızları izleyin. Yakınlarda teleskobunuz varsa daha iyi olabilir.
Hiçbirşey yapmayın
Bazen hiçbirşey yapmadan evde dinlenmek de çok romantik olabilir. Herşeyi kendi haline bırakın, içinizden geldiği gibi davranın ve size ne getireceğini izleyin.
Birlikte banyo yapın

Küveti sıcak suyla doldurun ve birkaç damla rahatlatıcı aromaterapi yağlarından damlatın.Bahçenizde gül yapraklarınız varsa suya atabilirsiniz. Sıcak su da romantik dakikalaryaşayabilirsiniz.
Okumayı seviyorsanız birlikte bir kitap ya da roman okuyun
Birbirinize kitaptan pasajlar okuyun. Bu pasajları her zaman ciddi bir ifadeyle okumanız zor olacak ve çok eğlenceli zaman geçireceksiniz
Pahalı bir otelden rezervasyon yaptırın  
Eğer harcayacak paranız varsa, beş yıldızlı bir oetlden yer ayırtın. Otelin şık restoranındaromantik bir yemek yiyin. Masaj yaptırın ve lüks çarşaflarda, yumuşak yatakta birlikte uyuyun. Pahalıya mal olabilir anack buna değer.
Kıyıda kalmış ufak ancak güvenilir bir otelde birlikte bir gece geçirin  
Biraz korkutucu gelse de korku sizi daha romantik yapacak ve birbirinize yaklaştıracak 

Erkekleri Neden Seviyoruz

vazgedoğal misk kokusu, erkek, erkekler neden sevilir, habertürk, habertürk haber, kadın, Kadın-Erkek İlişkileri, kadınlar erkekleri neden sever, kadınlar ve sağlık, kadınların erkeklerde sevdiği 10 neden, kadınların erkekleri sevmekten çemediği 10 şey


Biz, bağımsız kadınlar, erkeklere ihtiyacımız olmadığını düşünmeyi severiz. Kendi bilgisayarımızla ilgilenebilir, kavanoz kapaklarını açar, eşyaların yerini değiştirebiliriz. Yine de civarda bir erkek olması hoş olur. Beyler, bunun sizin için hepimiz adına yazılmış bir aşk mektubu olduğunu düşünün. İşte size dair sevmekten vazgeçemediğimiz 10 şey:

1. Vücutları. Evet, söyledik bile! Yenilikçi cılız tipler bile bizi delirten pazulara sahip. Genellikle elleri de bizimkinden büyük. Bir erkeğin hangi bedende olduğu önemli değil, bize her zaman küçük ve hassas olduğumuzu hissettirebiliyorlar. Peki ya kollarındaki o provakatif damarlar? Ve elbette sakal! Sizi kaşındırdığı ve bizi gıdakladığı ortada ama yine de çok seksi görünüyor.

2. Bizim anlayamadıklarımızı tabiatlarından dolayı anlamaları. Kendimizden başkasına güvenmekten hoşlanmasak da bazen bazı konularla ilgilenmenizi rica etmek daha kolay. Genelleme için özür diliyoruz ama merdivenlerden çıkarılması gereken ağır objeleri taşımanız için her zaman yardımınıza ihtiyaç duyuyoruz (aslında sadece tembellikten, yoksa bunun da üstesinden gelebiliriz), çerçeve için duvara çakılacak çiviler ve büyük, iğrenç böcekleri öldürme görevini de üstlenebilirsiniz. Tabi öldürdükten sonra onu üzerimize atıp kendinizce yaptığınız şakayı aynı yaşa inerek bir çığlıkla karşılamamız bizi başka çözüm arayışlarına yöneltmeli.

3. Gizli duyarlı yanları. Bir erkek karşınızda ağladığı zaman, kendinizi duygusal piyangoyu kazanmış gibi hissedebiliriz. Gözyaşları, samimiyetin en uç işareti; ve gardını indirmiş olması muhtemelen bizi önemsediğini ve bize güvendiğini gösterir. Ayrıca sizi, deyim yerinde ise, ‘şefkatle’ bakarken yakalamaya da bayılıyoruz! Ve sonrasında gelen kucaklaşma ya da saçlarımızın arasına kondurulan öpücükler kalbimizin ritmini değiştiriyor.

4. Kokuları. Vücut şampuanları, traş losyonu, parfümü, doğal misk kokusu… Tüm bunların karşımı kendimizi etkisinde kaybetmek için son derece hevesli olduğumuz bir rahiya oluşturuyor.

5. Beyinleri. Milliyet’in de haberine göre, bilimsel olarak da kanıtlandığı üzere erkek beyni, kadınınkinden farklı çalışıyor. Futbol ve Star Wars hakkındaki takıntılarınızın sebebinin de bu olma ihtimali var ama temel maskülen tavırlarınız ve bizim dişiliğimize olan minnettarlığınız, kadın olduğumuza dair iyi hissetmemize sebep oluyor.

6. Espri anlayışları. Bizi esprileri ile etkilemeye çalışmalarına, fiziksel fonksiyonların komik olduğunu düşünmelerine, yetersizliklerimizle ilgili gülmemizi sağlayabilmelerine ve kendimizi çok da fazla ciddiye almamamız gerektiğini hatırlatmalarına minnettarız.

7. Doğalarından gelen koruyuculuk. Yolda yürürken trafiğin olduğu tarafa geçmeleri, dik bir eğimde yardım etmek için düşünmeden uzattıkları el ya da kolları, her an kaçırılabilecekmişiz gibi endişelenmeleri muhteşem değil mi? Kendimizi koruyabileceğimizden emin olsak bile bu tür endişeleri şımarma sebebi…

8. Kıyafetleri. Özellikle dev gibi ve mümkünse çizgili kazaklarınız ve gömlekleriniz evin içinde elbise niyetine giymek çok zevkli! “Hangi kazağın, ha evet kirlide o bebeğim daha yıkanmadı!”

9. Güvenilebilirlikleri. Sıkıcı ya da sıradan olduğunu düşünseniz de, duyguları yerine mantık ya da sağduyuyla hareket eden (en azından çoğu zaman) birisi tarafından korunuyor olmak iyi bir şey. En melodramatik zamanlarımızda canımızı sıkan bu tavır, aslında genellikle çok daha güvende hissetmemizi sağlıyor.

10. Bize dair bitmek bilmeyen tutkuları. Üzerimizde babaanne iç çamaşırları varken bile. Görünümün pek çok şeye baskın geldiği bir dünyada yaşıyor olsak bile, erkeklerin bizi arzuladığını bilmek çok büyük bir lüks; laçka bir pijama, istenmeyen tüylerin ihmal edildiği bacaklarla bile…

6 Haziran 2011 Pazartesi

Erkeklerin Söylediklerini Kadınlar Nasıl Anlıyor?


Erkeklerin söyledikleri kadınların duydukları..
Sevgiliniz ayağını uzatmış TV izliyor ve siz onunla konuşmaya çalışıyorsunuz. Bulaşıklardan ya da işyerinden anlatıyorsunuz. O ise, tüm söylediklerinizi dırdır olarak mı anlıyor? Söylediğiniz şeyleri karşı cins genel olarak yanlış mı anlıyor? Dr. Linda Papadopoulos, 'Erkeklerin söylediği, kadınların anladığı' başlığı altında çiftler arasında doğru iletişim köprüsü oluşturmaya çalışıyor. Kadınlar ve erkekler arasında geçen sıradan diyaloglarda Dr. Papadopoulos, erkeklerin kadınlara gerçekten söylemek istediklerini açıkladı.

Randevu
Erkek: “Harika vakit geçirdim, seni tekrar görmek için arayabilir miyim?'
Kadın ne düşünür: Benden kurtulmaya çalışıyor
Kadın: “Evet, kesinlikle. Bu gece için teşekkürler. Yakında görüşürüz.”
Erkek ne düşünür: Bu hiç istekli bir tavır değil. Kendime zorla kabul ettirmeye çalışarak küçük düşmeyeceğim'

Öneri: Erkekler hakkında ön yargılı ve çabuk karar veren biri olmayın. O gerçek bir dahi olabilir. Sizi aramasını önleyen engelleri ortadan kaldırın. Erkekler robot değildir, onların beklentilerini yargılamamalısınız. Eğer sıkılgansanız ve o ilgiliyse oyun oynamayın. Aramasını isteyin.


Aileyle tanışma
Kadın: “Sen ve baban çok eğlencelisiniz, değil mi?”
(Demek istediği: Ben eğlenceli olmasam da.. )
Erkek: “Evet, onları görmek harikaydı.”
Kadın: “Hmmm, kesinlikle.”

Erkeğin duymak istediği: Ailenden hoşlanmadım.

Öneri: Bu erkeğin ailesiyle tanışan genç bir kız örneği klasiktir.. Bu durumlarda savunmada olmak kolaydır ama çiftl olmaya çalışanlar için kadının erkeğin ailesiyle ilgili yorumları erkek için oldukça önemlidir. Daha açık fikirli olmanızda ve düşüncenizi belirtmenizde yarar var.

Duygusal İlgisizlik
Erkek: (TV'de film izlerken) “İyi misin?”
(Demek istediği: Niçin ağlıyorsun?)
Kadın: “İyiyim, film sadece üzgün zamanlarımı hatırlattı”
Erkeğin ne düşündüğü: Bu filmin yaşamında hatırlattığı şey nedir? Bana kendimi acemi hissettirdi. Senin duyguların ve benim kapana kısılmış hissetmem arasında nasıl bağlantı kuracağımı bilmiyorum.
Erkek: Boşver.

Öneri: Erkek burada kız arkadaşını üzdüğünü anlamazsa korkunç şeyler olabilir. Bu noktada erkek gerçekten ne söyleyeceğini bilemiyor olabilir. Kadınlar için, göz yaşları duyguları bastırmanın bir sonucudur. Ağlarken her zaman rahatlamak, rahatlatılmak isterler. Herşeye rağmen erkek çözüm geliştirmeli, eğer kız arkadaşı ağlıyorsa ağlamasını durdurmasını bilmeli. Kadın, partnerine gözyaşları için panik olmaması gerektiğini ancak sadece ihtiyacınız olanın onunla konuşmak olduğunu anlatmalı.

Duygusal İhanet
Erkek: “Hiçbir şey yapmadım. Birisiyle konuşmaya ihtiyacı vardı.”
Kadının anladığı: Bu kadının duygusal desteğiyim. Bana güvendi ve bana açıldı, senin yapmadığın gibi.
Kadın: “Bu birlikte uyumanızdan daha kötü. Neden göremiyorsun?”
Erkek: “Gülünç olma!”

Öneri: Kadınlar için duygusal ihanet fiziksel ihanetten daha kötüdür ancak erkekler için ise tam tersi fiziksel ihanet daha kötüdür. Bu noktada kadın duygusal ihaneti fiziksel ihanetten daha büyük bir durum olarak algılayabilir. Erkeklerin bu konuda hassas olmaları gerekir.

Birlikte Yaşama
Kadın: “Birlikte yaşamamız konusunda her ayrıntıyı düşündün mü?”
Kadının demek istediği: Buna gereken önemi neden vermiyorsun? Küçümsediğin nedir?
Erkek: “Neden sakinleşmiyorsun? Ne olacaksa olacak...”
Erkeğin duyduğu: Dırdır, dırdır. . . Neden beni ayrıntıları düşünmeye zorluyor?

Öneri: Kadınlar için birlikte yaşamak her şeyi kazandıkları, erkekler için de her şeyi kaybettikleri anlamı taşır. Bu seçiminin onu daha güçlendireceği ve sorumluluklarına sahip çıkma duygusunu arttıracağı hissini erkeğe aşılamak gerekir. İlk yeriniz hakkında onun fikrine değer vermeniz onun hoşuna gidecektir.

Evlilik
Erkek: “Seninle nikah masasına doğru yürümek için bir gün daha bekleyemeyebilirim”
Erkeğin demek istediği : Sana aşığım.
Kadının anladığı: Evlendiğimiz zaman ilişkimizde gerçek bağlılık olacak. Bundan daha güzel birşey yok.
Kadının düşündükleri: Ben de sana aşığım ancak evlenmeyle ilgilenmediğimi söylemiştim.

Öneri: Kişi evlilikle ilgili konuşatuğunda partnerinin mutlu ya da mutsuz olduğunu anlayabilir. Birlikte oturun ve evliliğin sizin için ne anlama geldiğini ayrıntılı olarak konuşun. Ailenizde mutsuz evlilik varsa aynı şeyin sizin başınıza da geleceğini düşünmeyin. Partnerinizin evlilikle ilgili görüşleri olumsuzsa, bunları olumlu yönde değiştirmek için çalışın.

Aile
Erkek: “Merhaba hayatım, evdeyim. Beni özledin mi? Ben seni özledim.”
Erkeğin ne düşündüğü: Tanrım, gecenin ilerleyen saatlerine kadar biraz hoş vakit geçirmek güzeldi.
Kadının ne düşündüğü: Oh ne rahat.. Çocuklarına bakıyorum, seni dört gözle bekliyorum, sen arkadaşlarınla dışarıdasın.
Kadın: “Harika. Yatmaya gidiyorum”

Öneri: Çocuklarınızın ve ailenizin hayatınızdaki yerini gözden geçirrerek eşiniz ve aileniz öncelikleriniz araında yer almalı. Erkek o dinlenirken eşinin yorulacağını bilmeli ve buna göre davranmalıdır. Belki gelecek hafta sonu onun evden dışarı çıkabilmesi için ona destek olabilirsiniz. Dahası, çift olarak hayatınızdaki değişikliklere ayak uydurmalı, bunu yaparken ortak hareket etmelisiniz.


Kocanızı sevgilinizi romeo'ya dönüştürün


Kur yapma döneminde tam bir prens hatta Romeo gibi davranan erkek evlenince birden kurbağaya döner...
Aşk dolu sözler, romantik yemekler bitmiştir, TV başından kalkmaz, konuşmaz, eskiden gözününüzün içine bakan adam, sizi artık görmez olur. Peki ne yapmalı da onu tekrar prense çevirmeli. İşte formüller:
Bir araştırmaya göre, kadınların yüzde 22'si ilişkileriyle ilgili şöyle düşünüyor: "Gün geçtikçe birbirimizle daha az konuşur hale geldik. Artık benimle hiç ilgilenmiyor..." Oysa erkekler, aşık oldukları ilk günlerde genellikle gerçek bir beyefendi gibi davranırlar. Aşkını ispatlayan küçük sürprizler yapar, eve ya bir çiçek ya da sizi akşam yemeği için restorana götürme teklifiyle gelirler. Bunlarla yetinmeyip, mutfakta bile size yardım ederler. Ancak evlilik ilerledikçe her şey değişmeye başlar. Eşiniz her geçen gün eve biraz daha geç gelir ve akşamları, hatta hafta sonları sürekli TV karşısında oturmayı tercih eder.
Neden değişiyorlar?
Eşinize, artık eskisi gibi olmadığını söylediğinizde, mutlaka "Ama benim de kafamı dinlemeye ihtiyacım var" der. Üstelik bir de sizden hizmet bekler: "Sevgilim, biraz fındık getirsene. Canım bir bardak su versene..." ve sonunda hayalinizdeki prens, yorgun bir kurbağaya dönüşür. Alman psikolog Michael Thiel, buna hiç şaşırmıyor:

"Kadınlar sık sık, erkeklerin ciddi bir ilişkiye girdikten sonra garip bir değişim yaşadıklarından yakınıyor. Çünkü erkekler kur yapma döneminde tek bir hedefe kilitleniyor: Genlerini yeni kuşağa aktarabilmek için dişiyi kazanmak! Bunun temelinde de biyolojik bir motivasyon yatıyor. Kadın ise bu davranışı, erkeğin duyduğu sevginin göstergesi olarak yorumluyor ve hep öyle kalmasını istiyor. Erkek ise kadına egemen olduktan sonra, başka bir program işlemeye başlıyor. Sadece 'sorumlu aile reisi' görevini üstleniyor ve onun dışındaki her şeyi görmezden geliyor."
Bu taktikleri kullanın
Sevgili eşinizi o çok sevdiği koltuğundan uzaklaştırmak aslında hiç de kolay değil. Ama Thiel, bu zor görev için 3 'harekete geçirme' taktiği öneriyor:

1) Televizyonunuzun arıza yapmasını sağlayabilirsiniz. Bunun için bir televizyon tamircisinden yardım isteyin. Belki o zaman eşiniz, sizinle birlikte sinemaya gitmeyi ya da bir bisiklet turuna çıkmayı kabul eder.

2) Göğsüne tabancayı dayayın, tabii ki mecazi anlamda. Ona, televizyonu kapatmasını yoksa tek başınıza dışarı çıkacağınızı söyleyin.

3) Çekici iç çamaşırı ya da yaratıcı fantezilerle, o eski baştan çıkarma taktiğini uygulayın. Belki de bu şekilde oturduğu yerden kalkar.

Tabii bütün bunların yanı sıra daha kalıcı çözümlere de başvurabilirsiniz. Ancak bunun için kadının, erkeğe odaklı ilgisini başka alanlara yönlendirmesi gerekiyor.
Kendinizi ağırdan satın
dişiyle tırnağıyla kendini eşine ve evliliğine adarsa, erkek haklı olarak, ilişki için hiçbir çaba göstermek zorunda olmadığını düşünür. Kendini çok güvende hisseder ve ilgisiz davranır. Kadınlar kendilerini biraz geri çekmeli ve arada sırada kız arkadaşlarıyla da vakit geçirmeli.
Onunla konuşun
Soğuk algınlığı geçiren ilişkiler için en iyi ilaç, daha iyi bir 'iletişim'. Sadece bir şeylerin değişmesini ümit ederek beklemeyin. Sizi rahatsız eden şeyleri ve isteklerinizi kesin ve net bir dille ona anlatın.

Asla söylenmeyin, erkekler bunu kaldıramaz Bu konuda önemli olan, vereceğiniz mesajların 'ben'li cümlelerden oluşmamasına dikkat etmek. "Hep televizyonun karşısında oturuyorsun" demek yerine, "Birlikte fazla vakit geçiremediğimiz için üzülüyorum. Seninle dansa gitmeyi çok özledim" diyebilirsiniz. Sözlerinizi bu şekilde ifade ederseniz, eşiniz bunları 'söylenme'olarak algılamayacaktır. Üstelik kendine saldırılmış olarak da hissetmez ve davranışını yeniden gözden geçirmeyi kabul eder
.
Onu bol bol övün
Ne yazık ki kadın ve erkek, olayları hep farklı şekillerde yorumlar. Örneğin, sabahleyin özenerek yatağını yapan bir erkek, bunun kendisi için bir artı puan olduğunu düşünürken, bu arada alışverişe gidip gelmiş, evi temizlemiş ve bulaşığı yıkamış olan kadın "Nihayet o da bir şeyler yapıyor" diye aklından geçirir. Erkek, yaptığı şeyle gurur duyarken, kadın bunu zorunluluk olarak görür. Bu durumda orta noktayı bulmak gerekiyor, örneğin; erkek spor programını izlemek yerine bulaşık yıkıyorsa, sıkı bir övgüyü hak ediyor demektir. Deneyin, etkisini mutlaka gösterecektir.
Annesi gibi davranmayın
Erkekler kendileriyle ilgilenilmesinden hoşlanırlar. Ancak, olayı abartmayın. Onu şımartmaktan vazgeçin. Ne de olsa onun annesi değilsiniz. Atıştırmak için istediği şeyi, mutfağa gidip kendisi de getirebilir. Hem de bu arada biraz hareket etmiş olur. Her dediğini yapmaya kalkmay
ın

Evlilikte sevgiyi neler öldürür?



Saygısızlık 
Kimi eşler, evlenir evlenmez "Karı-koca arasında resmiyet mi olur?" düşüncesiyle saygıyı rafa kaldırıyorlar. Halbuki saygı sevgiyi besler. Her kaba söz ve davranış, sevgi duvarından koparılan tuğladır.
Sevgi neden ölür?

Bitti,seninle aramızdaki sevgi öldü. Sanırım boşanmaktan başka çaremiz yok."Peki ama neden? 
Sevgisizlik 
Kimileriyse evlendikten sonra "seni seviyorum" demeyi angarya görerek, "Ona devamlı sevdiğimi hatırlatmama ne gerek var?" diyorlar. Sevgiyi açığa vurmamak odun atılmayan ateş gibi, sevgi ateşini söndürmektir. 
İlgisizlik 
Saksıdaki menekşenizin gelişip çiçek açması için su neyse, sevgi çiçeğinizin büyüyüp gelişmesi için ilgi de odur. İlgi sevgi çeşmesinin musluğu, ilgisizlik kör tapasıdır.
İletişimsizlik 
"İnsanın ihtiyacını en fazla tatmin eden kalbine karşı bir kalbin bulunmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini karşılıklı değiştirsinler. Lezzetlerde ortak, kederli şeylerde birbirine yardımcı olsunlar. Evet bir işte hayrette kalan bir adam, birinin gelip kendisiyle o hayreti paylaşmasını ister." Bu paylaşım olmadığı zaman eşler, kendilerini yalnız hisseder. Çünkü iletişim, sevginin dilidir. İletişimsizlik sevgi dilinin katilidir.
Bencillik 
Şefkat, merhamet ve fedakârlık duygusundan yoksun olarak erkeğin "yuvayı dişi kuş yapar" mantığıyla her şeyi kadından beklemesi; kadının da aşırı beklenti içinde olması sevginin ölümüdür. Çünkü, bencillik sevgiyi öğüten değirmendir. 
Negatif düşünce 
Bazı eşler, sürekli "Neden bana öyle söyledin?" diye her şeyi yanlış değerlendirerek eşinin kendisini sevmediğini düşünür. Sürekli yanlış anlaşılan eş, kendisini savcı karşısında yargılanan suçlu gibi hissetmeye başlar. Negatif düşünce, sevginin ölüm fermanına atılan imzadır.
Alkol, kumar gibi alışkanlıklar 
Alkol, sevgi çeşmesine atılan zehir, kumar sevgi yumağını mahveden bomba, kötü alışkanlıklar sevgiyi yutan canavardır. 
Kin, nefret, öfke...
Kin sevginin buzdolabı, öfke sevginin barut fıçısı, nefret sevginin celladıdır. 
Kültür boşluğu 
Kitap okuma hastası olan birisiyle kitaptan nefret eden birisinin arasında uçurumdan başka ne olur? 
Huy ve mizaç uyumsuzluğu 
Birbirlerini sevseler de farklı huy ve mizaçta olan zıtlaşmalar, pişmiş sevgi aşına katılan soğuk sudur.
Aile yakınlarının araya girmesi 
Kayınvalide, görümce, hala, teyze vb. yakınların eşlerin arasına girmesi, eşler arası sevginin idam kararını veren aile mahkemesidir. 
Eşini değiştirmeye çalışmak 
Sürekli "şöyle hareket et, şöyle davran, şöyle konuş" diyerek eşi çocuk eğitir gibi eğitmeye kalkışmak, sevginin ölüm tuzağıdır.
Şiddet 
Eşe atılan her tokat, sevgi bağını kesen bir makastır.

kadınların 7 özelliği, nelerdir, gerçekler, özellikleri, kadınlara özel, ile ilgili bilgileri burada bulabilirsiniz





Sevgili melekler,
Biz melekler, melek te olsak umumiyetle kimi beğenilen kimi beğenilmeyen değişmez bazı özelliklere sahibizdir.Bakalım bunlar hangi özelliklermiş?

1- Tembellik

Neden tembeliz?
Gün içinde hiç bitmeyen stres ve yaşadığımız gerginlikler... Bunlar bir zaman sonra bizim sürekli her şeyden şikayet etmemize neden oluyor. Gün içinde sürekli oradan oraya koşturan bedenimiz, akşam olduğunda da aynı tempoda devam edemiyor. Bir yerden sonra iflas ediyor. Hangimiz çok yoğun tempolu bir iş gününden sonra akşam 1 saat egzersiz yapıyoruz mesela? Akşamımızı faydalı uğraşlarla geçirmek yerine ne yapıyoruz? Televizyon kumandasını elimize alıp saatlerce o dizi senin, bu film benim tembel tembel oturup akşamımızı öldürüyoruz.

Tembelliğimizle mücadele...
Kendi işlerinizi başkalarına yaptırmayın. Çok yorgun olabilirsiniz. Canınız ütü yapmak istemeyebilir. Ancak annenize “pantolonumu ütüler misin” demeyin. Kendi işlerinizi kendiniz yapın ki sevmediğiniz işleri başkalarına yaptırma alışkanlığınız olmasın. Unutmayın, annenizin de veya işi yüklediğiniz kişinin de bir sabrı var. Bir gün o da “yeter artık” diyebilir. Yapmanız gereken işleri hiçbir zaman ertelemeyin. Erteledikçe o işi yapma şevkiniz daha çok kırılacaktır. 

2- Merak

Neden meraklıyız? 

Sevgilimize, arkadaşımıza sorduğumuz soruların hiçbir zaman ardı arkası kesilmez. Her zaman onlarla ilgili daha çok şey öğrenmek ve bizimle ilgili ne düşündüklerini bilmek isteriz. Hangimiz en yakın arkadaşımızın veya sevgilimizin günlüğünü karıştırmadık ki? Veya onun e-posta kutusuna girip maillerini okumadık ki? Eğer bunları yapmasaydık bize hazırlanan sürpriz doğum günü partilerini veya arkadaşlarımızın bizim hakkımızdaki gerçek düşüncelerini nasıl bilebilirdik ki zaten?

Merakımızla mücadele

Onunla konuşurken ona merakınızı hissettirmeyin. Doğal ve kurnaz davranın. Arkadaşınızın ya da sevgilinizin size daha çok bilgi vereceği şekilde cesaretlendirici ve şaşırmış sorular sorun. Merakınızı gizlemeyi öğrendiğinizde karşınızdaki size zaten öğrenmek istediklerinizi kendiliğinden söyleyecek. Yeter ki siz onun anlattıklarını ilgiyle dinleyin. Ona önem verdiğinizi hissettirin. 

3- Açgözlülük 
Neden açgözlüyüz? 

Her zaman daha çok ve daha leziz yemekler isteriz. Söz konusu olan eğer tatlıysa asla hayır diyemeyiz. Bir dilim çikolatalı pasta tüm cazibesiyle karşımızda dururken ve bize “beni yersen daha enerji dolu ve çekici olacaksın” diye haykırırken bizim onu reddetmemiz mümkün mü? İstediğimiz kadar tok olalım… Virgina Woolf'un ne dediğini hatırlayalım: 'İnsan yemek yememişse, iyi de düşünemez, sevişemez, uyuyamaz'

Açgözlülüğümüzle mücadele? Gecenin yarısında yediğiniz bir parça çikolatanın sizi tombiş birine dönüştüreceğini düşünerek canınızı sıkmayın. Size kilo aldırdığını düşündüğünüz yiyecekleri, tatlıları kendinize ödül olarak koyun. Mesela "kitabımı okumayı bitirdiğimde veya projeyi teslim ettiğimde kendimi ödüllendireceğim. Bir dilim frambuazlı pasta yiyeceğim" deyin. Hem kendinize motivasyon faktörü yaratmış olursunuz. Hem de frambuazlı pastayı yerken pişman olmazsınız. Çünkü onu hak ettiniz!

4- Gurur
Neden gururluyuz? 
Tabii ki hepimiz değerliyiz. Dolayısıyla da gururluyuz! Bir parça gurur egomuzu tatmin etmek için de her zaman ideal, aşırıya kaçmamak kaydıyla tabii ki! Unutmayın, kendinizi ne kadar çok severseniz, dış dünyaya da aynı ölçüde kendinizi sunarsınız. Başkalarını sevmeden önce kendinizi sevmelisiniz. Ki başkaları da sizi sevsin…
Gururumuzla mücadele...
Bir parça gurur herkes için ideal. Ancak gururu böbürlenmeye dönüştürdüğünüz anda sıkıntılar baş göstermeye başlıyor. Etrafınızdakileri kaçıracak veya sizden soğumalarına neden olacak şekilde abartılı davranışlardan kaçının. Kendinizi dünyanın merkezi sanmayın. Kendi kendinize durduk yere çiçek gönderirken (başkasından gelmiş gibi) bunun nedenini kendinize sorun mesela. Kendi gururunuzu okşayacak saçma davranışlarda bulunmak yerine arkadaşlarınızın gururunu okşayın. Mesela arkadaşınıza yeni elbisesi içinde ne kadar hoş göründüğünü söyleyin. Bir dahaki sefere arkadaşınız sizin gururunuzu okşayacaktır…
5- Dedikodu 
Neden dedikodu yaparız? 


Dedikodu yapmak kendimizi çok iyi hissetmemize neden olur. Her zaman konuşacak bir şeyler bulmamızı sağlar. Başkalarını çekiştirmek bizi mutlu eder. "Ben dedikodu yapmayı sevmem" diyen insanların bile aslında dedikodu yaptığını ve büyük bir haz aldığını da görürüz.

Dedikodu yaparken neye dikkat etmeliyiz?
Dedikoduyu kiminle yaptığınıza dikkat etmelisiniz. Unutmayın yerin kulağı var! Size tavsiyemiz asla samimi olan iki kişiden biriyle diğerini çekiştirmemeniz. Bir gün sonra her ikisi de size düşman olabilir.
6- Gereksiz alışveriş 
Neden gereksiz alışveriş yaparız? 


Canınız çok sıkıldığında, keyfiniz kaçtığında ne yaparsınız? Genellikle alışveriş değil mi? 1 alana 1 bedava ayakkabı kampanyalarından hangimiz hiç giymeyeceğimiz bir ayakkabıyı almadık ki? Veya yüzde 50 indirim kampanyalarına kanarak yüzde 50 tasarruf ettiğimizi düşünerek neler neler almadık ki! Yeni kıyafet satın almanın bizi daha mutlu yaptığı tartışmasız bir gerçek! Hatta terapiye gitmenize bile gerek yok. Dertlerinizden kurtulmanız için alışverişe çıkmanız yeterli!

Gereksiz alışveriş yapmamak için...

Alışverişe çıktığınızda sadece indirimde diye ürünler almayın. İşinize yarar mı yaramaz mı diye düşünün. Sonra kararınızı verin! Yüzde 50 indirimde diye normalde hiç giymeyeceğiniz bir gömleği almaya gerek var mı? Bizce yok!

7- Kıskançlık